32.5 C
Alanya
20/07/2024
Haberci Alanya
Yazarlar

Eski Düzen Yeni Kılıf

Evren Kurtoğlu yazdı: Eski Düzen Yeni Kılıf

Adına ne dersek, boşta kalmakta desek bir felakete sürükleniyoruz. Mesele işsizlikten, Kovid salgınından, ekonomik dar boğazda olmamızdan, dış politikadan dolayı falan değil. Bakkaldan terzisine, berberden büfecisine, öğrenciden öğretmenine daha birçoğuna herkesin “coin” olmasından bahsediyorum.

Hayatında bir hisse senedi bile almamış kişiler bile neye dayandığını bilmediği ve neye göre alıp sattığı belli olmayacak bilinçsizlikle hareket edenlerin sayısının gün geçtikçe ürkütücü şekilde artmasından bahsediyorum. kripto para almak için arabasını satan mı istersiniz, kredi çekip köşe başı ofislerine paralarını yatıran veya cep telefonuyla uygulamalar üzerinden oyun sanıp oynayanları mı istersiniz…

Bu büyük bir balon ve patlamak üzere. Bir nevi yeni bir Ponzi ve Piramit yapısıyla karşı karşıyayız. Tarih boyunca hep aynı oldu. İnsanlar çalışmadan, üretmeden, oturduğu yerde kolay para kazanmayı hayal etti. Bunun için çaba harcadı. Hele bir de şimdi cep telefonu, bilgisayar hayatımızın merkezine oturdu. Gene her yüz yıl başında ve sonunda olduğu gibi bir sözde kolaycılığı bulduğunu sandı ve balıklama atladı. Oysa gerçek şuydu. Üretmeden, çalışmadan hiçbir şey olmaz.

Sabırla okuyana anlatalım. Bakın şu yaşananlar, bugün yaşayacaklarımız konusunda size bir fikir veriyor mu?

Bir resim, binlerce dolandırıcılığı ifade edebilir.

“Herkes dolandırıcı olabilir ancak isminizin “dolandırıcılık” kelimesi ile eşanlamlı olmasını sağlamak için özel bir adam olmanız gerekir.” Yani Charles Ponzi

Fakir bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Charles Ponzi, genç yaştan beri çok para kazanmak istediği bilinen bir adamdı. Bu rüyasını gerçekleştirmek için, 1900’lü yılların başında İtalya’dan ABD’ye giden Ponzi, burada birçok vasıfsız işlerde çalıştı. Fakat 1917 yılında, hayatının dönüm noktası olacak posta kuponları ile tanışıp, bu kuponlarla ticaret yapmayı kafasına koydu. O dönemlerde, yurtdışındaki mektupların uluslararası bir cevap kuponu içermesi yaygındı.

Kuponlar, anlaşmalıydı ve ülkelerde kolaylıkla nakit paraya çevrilebiliyordu. İşin Ponzi’yi ilgilendiren en önemli kısmı ise, kuponların her ülkede farklı nakit değerlerinin olmasıydı. Yani, ABD`de bir dolara alınan kupon başka bir ülkede 10 dolara kadar değer kazanabiliyordu. Bu sebeple Ponzi, ucuz olan ülkelerden kupon satın alıp, daha pahalı olan ülkelere satarak bu işten çok para kazanabileceğini anladı ve bir ofis açtı.

Bunu en başlarda zeki bir oyun içerisinde devam ettiren Ponzi, daha sonraları aç gözlü davranmaya başladı. En başta yatırımcılarına %50’lik getiri vaadiyle onları kendi sistemine dahil etti. İnsanlar bu durumu kuşkuyla karşılarken, 45 gün sonra beklenin tersi oldu ve %50 getiri elde ettiler. Öte yandan bilinmeyen şey, İtalyan Finansal Büyücüsünün gerçekte bir iş yapmadığıydı. Ortada sadece para sirkülasyonu vardı. Yani sistemin yürümesi için sonsuza kadar yeni insanların para yatırması gerekecekti. 1920’li yıllarda ise Ponzi’nin yaptığı işlerin yasal olup olmadığı ile ilgili haberler çıktı ve devlet daha ayrıntılı bir şekilde Ponzi’yi soruşturmaya başladı.

Bu durum, elbette Ponzi ve müşterileri arasındaki güven problemlerini de beraberinde getirdi. Bu sebeple, yatırımcılar yatırdıkları paralarını geri almak istediler. Öte yandan, Ponzi, yatırımcılarının sadece %10’unun paralarını ödeyebildi ve geriye kalan yatırımcılarının 15 milyon dolarını ödeyemeyince dolandırıcılıktan tutuklandı ve sahtekarlık suçundan hapse girdi. Böylelikle aslında ortada olmayan bu kârlar nedeniyle oyun daha fazla sürdürülememiş ve sistem kısa sürede çökmüş oldu. Ponzi Amerikan rüyasından uyanmış olsada, o günden sonra Ponzi yöntemi veya Ponzi sistemi (finansmanı), Ponzi’nin kurguladığı dolandırıcılık örneğini açıklamak için devam etti.

Ayrıca bilinen Piramit Sistemi de aynı mantıkla yaşamını günümüze kadar devam ettirdi. Piramit yapılar ile Ponzi sisteminin benzerlikleri olmasına rağmen iki hileli sistem birbirinden farklıdır. Piramit sistemi, herhangi bir ürün veya hizmet almaksızın, her bir katılımcının, sadece bir defa belli bir para ödeyerek, diğer katılımcıların ödediği paralardan üstel olarak artan sürekli bir gelir elde etmesi prensibine dayanmaktadır. Bu sistem sonraları Saadet Zinciri olarak ekonomik hayatın birçok alanında kendisine yer edinmiştir. Öte yandan kuruluş açısından farkları olsa da günümüzdeki Ponzi sistemi ile Piramit sisteminin temelinde yatan formül aynıdır.

Diğer bir deyişle, ikisinin de özünde yatırımcıların kazançlarının, diğer yatırımcılara ödendiği bir dolandırıcılık sistemi yatmaktadır. Bu nedenle yatırımcılar, sürekli büyümekte olan yatırım akışına güvenirler. Dolayısıyla, kazançlı olduğunu düşündükleri bu sistemden kolay kolay çıkmak istemezler.

Yakın zamanda tarihin en büyük dolandırıcılık oyununa imza atan, Bernard Madoff, insanların Ponzi sistemine karşı savunmasızlığının timsali ve finansal dolandırıcılıkların zaman içinde ne kadar az değiştiğine dair canlı bir hatırlatmadır.

Yaklaşık 10 yıl kadar önce, 18 Nisan 2009 da Wall Street’in en büyük sahtekarlık olayına imza atan ve 65 milyar dolar batıran 71 yaşındaki Bernard Madoff, tartışmasız tarihin en büyük yolsuzluklarından birini tam da bu yolla gerçekleştirdi. Öte yandan, Madoff, Ponzi oyununun temeline dayanan ve piramit mantığıyla işleyen Saadet Zinciri şirketini kurallarına göre yönetemedi ve oğulları tarafından ihbar edilerek hapse atıldı. Fakat hapse girmesiyle beraber ne yazık ki 65 milyar dolar da buharlaşmış oldu.

Hoca Nasrettin komşusundan bir gün kazan ödünç ister. İade ederken de hem teşekkür eder hem de içine küçük bir kazan koyar. Komşusu merakla bu küçük kazanı sorunca da,

-Komşu, bizdeyken kazanın doğurdu, der. Komşusu bu işe pek sevinir. Aradan epey zaman geçer, Hoca yine komşusundan kazanı ödünç ister. Komşusu da sevinerek verir. Ama bu kez aradan günler, haftalar geçer, Hoca’dan ses çıkmaz. Nihayet bir gün komşusu konuyu açmaya karar verir:

-Hoca, bizim kazan ne oldu? diye sorar. Hoca da üzgün bir ifadeyle:

-Komşu çok zaman geçti aradan, senin kazan öldü. Sana nasıl söyleyeceğimi düşünüp duruyordum, der. Sinirlenen komşusu:

-Hocam ne diyorsunuz? Hiç kazan ölür mü? Kazan canlı mı ki ölsün?

Hoca:

-Doğurduğuna inanıyorsun da ölünce neden feryat ediyorsun, der komşusuna.

Herhalde anlatabilmişimdir…

İlgili Haberler

Astrolog Gamze Benzer’den Yıllık Burç Yorumları

Gamze Benzer

Burhan Çetinkaya Yazdı: “VAR – YOK”

Burhan Çetinkaya

Astrolog Gamze Benzer Haftalık Burç Yorumlarını Yazdı

Gamze Benzer

Yorum Yap