Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve MASAK iş birliğiyle yürütülen soruşturma kapsamında, Süleymancılar Cemaati’nin üst yönetimine yönelik 17 ili kapsayan operasyon düzenlendi. Suç örgütü kurma ve yönetme, kara para aklama, nitelikli dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamaları kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Cemaatle bağlantılı olduğu belirtilen 33 şirkete ve mal varlıklarına da kayyum atandı.
Cemaatin üst yönetimine operasyon
Soruşturma kapsamında gözaltı kararı verilen isimler arasında cemaat lideri Alihan Kuriş, ikinci sıradaki isim olarak belirtilen Fahri Can Demir ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in de bulunduğu aktarıldı.
Operasyonun ardından Aydınlık Gazetesi Haber Müdürü Kaan Arslan, canlı yayında soruşturmanın kapsamı ve arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Paralel yapılanma” iddiası
Kaan Arslan, yapının yalnızca mali suçlamalarla sınırlı olmadığını ileri sürerek, cemaatin yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı hareket ettiğini iddia etti.
Arslan, CIA ve Alman istihbaratıyla ilişki bulunduğunu öne sürerken, 2016 yılında yönetimin Alihan Kuriş’e geçmesinin ardından yapılanmanın “yeni bir FETÖ” benzeri paralel devlet yapılanmasına yöneldiğini savundu.
Arslan ayrıca eski Ulaştırma Bakanı ve cemaatin önceki lideri Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında gerçekleşen ölümünü de gündeme getirdi. Denizolgun’un ölümünün şüpheli olduğunu ileri süren Arslan, Adli Tıp sürecinde olayın üzerinin Prof. Dr. Ahmet Gökçen tarafından kapatıldığını iddia etti.
Yurtlarda siyasi yönlendirme iddiası
Operasyonla ilgili değerlendirmelerinde cemaatin yaklaşık 1500 yurdu bulunduğunu belirten Arslan, bu yurtlarda kalan gençlerin ve ailelerin belirli siyasi partilere oy vermeleri yönünde yönlendirildiğini öne sürdü.
Arslan’ın iddiaları arasında özellikle İYİ Parti ve CHP’ye yönelik siyasi yönlendirme yapıldığı savı da yer aldı.
100 milyar liralık parasal hacim iddiası
Soruşturmanın mali boyutuna ilişkin değerlendirmelerde ise 100 milyar lirayı aşan bir parasal hacimden söz edildi.
Arslan, cemaatin yurt dışındaki faaliyetlerine de dikkat çekerek dünya genelinde 157 ülkede yapılanmasının bulunduğunu ileri sürdü. Yapının en güçlü olduğu ülkenin Almanya olduğunu belirten Arslan, burada yaklaşık 300 şube ve 100 bin üye bulunduğunu, ayrıca FETÖ mensuplarıyla temas kurulduğunu iddia etti.
Kurban bağışlarında usulsüzlük iddiası
Soruşturmayla ilgili gündeme getirilen iddialardan biri de yurt dışında gerçekleştirilen kurban organizasyonlarına ilişkin oldu.
Afrika ve farklı bölgelerde 100 kurban kesileceği vaadiyle para toplandığı, ancak yalnızca 20 kurban kesildiği ve geriye kalan kaynağın İstanbul’a aktarıldığı ileri sürüldü.
Paranın yurt dışına çıkarıldığı iddiası
Kaan Arslan, Alihan Kuriş’in operasyonun gerçekleşeceğine ilişkin önceden bilgi aldığı ve bunun üzerine cemaatin parasının önemli bölümünü yurt dışına çıkardığı iddiasını da gündeme getirdi.
Arslan, Kuriş’in cemaat faaliyetlerini Almanya’nın Köln kentinde 70 milyon euroya inşa edildiği belirtilen yeni genel merkez üzerinden yürütmeyi planladığını, ancak operasyonun bu planı engellediğini savundu.
MASAK’ın 2020’den beri takip yaptığı belirtildi
Arslan, MASAK’ın 2020 yılından bu yana cemaatin mali hareketlerini ve bağlantılı şirketlerini takip ettiğini belirterek soruşturmanın yalnızca mevcut gözaltılarla sınırlı kalmayabileceğini ifade etti.
Soruşturmanın kapsamının önümüzdeki süreçte genişleyebileceği ve yapılanmanın farklı alanlarına ilişkin yeni incelemelerin gündeme gelebileceği öne sürüldü.
Not: Haberde yer alan CIA, Alman istihbaratı, siyasi yönlendirme, şüpheli ölüm ve parasal hareketlere ilişkin ifadeler, metinde aktarılan Kaan Arslan’ın iddialarıdır; kesinleşmiş yargı kararı olarak değerlendirilmemelidir.
