25.6 C
Alanya
17/06/2024
Haberci Alanya
Haberci AlanyaYazarlar

Büşra Ezgi Duman Yazdı: “ABD Neden Başka Bir Ülkede Üs Açar?”

Gündeme dair çok olaylar oldu takip etmek çok zor. Ama sizi biraz geçmişe götürerek bir konuyu elzem olacak şekilde ele almak istiyorum.

Bundan 3 sene evvel ABD Başkanı Joe Biden, 24 Nisan’da 1915 olaylarını “Soykırım” olarak ilan edeceğini Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bildirerek, yeni bir zayıflatma stratejisinin hücum borusunu öttürmüştü. Biden’ın açıklamasında “insan haklarına” yapılan bir çıkış görmedi kimse. Bu meseleyi de tarih tartışması çerçevesinde değerlendirmek çok doğru bir yöntem değil. Biden’ın bu çıkışı, Türkiye’ye, Rusya ve Çin’in de içinde bulunduğu Asya’ya yönelik yoğun tehditlerini eyleme geçirmek için işaret fişeği olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye’yi kuşatan ABD üsleri ve silah yığınaklarıyla beraber bir değerlendirme yapıldığı vakit, Biden’in hücum borusunu öttürdüğü saptamasını net bir şekilde yapabiliriz. ABD’nin yığınakları; Karadeniz’de Gürcistan, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’daki askerî üsleriyle, Ege ve Doğu Akdeniz’de Dedeağaç, Kavala, Selanik, Larissa, Stefanoviç’den Girit’e kadar Yunanistan’daki üsleriyle, Güney Kıbrıs Rum kesimindeki askerî yığınağıyla ve Suriye ile Irak’ın kuzeyindeki üsleriyle namlularını Türkiye’ye ve bütün Asya’ya yöneltmiş olmasıyla büyük bir tehdit olarak önümüze çıkmaktadır. 1915 Olaylarının tanınması olayı işte bu yığınaklar çerçevesinde değerlendirilmelidir. ABD, Avrasya’yı devirme erişimini merkez üs olarak Türkiye’den başlatmayı hedeflemektedir. Türkiye, Avrasya’nın en önemli anahtarıdır.

ABD’NİN KUŞATMA PLANI BAŞLIYOR

ABD’nin Türkiye’ye yönelik kuşatma girişimleri İkinci Dünya Savaşı yıllarına dayanıyor. İlk olarak,1944’de ABD’de vefat eden Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesinin Missouri Savaş Gemisi2 ile İstanbul’a gönderilmesi hadisesidir. Bazılarına göre “dostluk eseri” olan bu gemi gönderme olayı, içeriye sızma girişimi olarak da yorumlanabilir.

Boğazlar rejimi üzerine tartışmalarla başlayan ABD-Türkiye ilişkilerinin Truman doktriniyle beklenmeyen bir hızla ilerlediği açıkça görülmektedir. Truman’ın bu doktrini meclisin de onayını alarak gerçekleşti. Truman konuşmasının Türkiye ile ilgili bölümünde, “”Söz konusu toprak bütünlüğü Orta Doğu’da istikrarı korumak ve güvenliği sağlamak için gerekiyor.” Diyerek kuşatma planını başlatmıştır. Türkiye’ye yardım kararı altında alınan bu karar başlangıcın en kilit adımlarından biri olmuştur. Bu süreç NATO’ya giriş meselesini de hızlandırmıştır.

GÖZLER ORTADOĞU’YA ÇEVİRİLİYOR

ABD Başkanı Truman, yine aynı yıllarda yaptığı bir konuşmasında, Ortadoğu’nun tabii kaynaklar bakımından, deniz ve liman ticareti yönünden, en işlek kara, hava ,deniz yollarının stratejik noktası olduğundan bahsetmiştir. ABD, Ortadoğu’nun stratejik ve jeopolitik önemini keşfetmiş, Türkiye’yi “Çevreleme Politikasına” bu şekilde başlamıştır. Bir önemli gelişme de ABD’nin, Türkiye’nin II.Dünya Savaşı sırasında “Ödünç Verme ve Kiralama Yasası”3 yoluyla aldığı borçlarını silmesiydi. Böylece ABD, Türkiye’yi kuşatmasının son adımını da atmıştır.

Savaş koşullarında en önemli konu da ekonomiydi. Özellikle Ege’de Yunanistan’ın iç karışıklıkları da ABD’yi endişelendirmiştir. Bunun üzerine Truman, Dışişleri Bakanı George Marshall, Savaş Bakanı Robert Patterson ve Donanma Bakanı James Forrestal ile Beyaz Saray’da bir görüşme yaptı. Görüşmenin sonucunda Yunanistan ve Türkiye’ye mali ve iktisadi bir dizi yardım yapılmasına karar verildi. Truman, kongrede bunu “Truman Doktrini” şeklinde açıkladı ve karara bağladı. Bu karar yasalaştı ve yardım yapılması için düğmeye basıldı. Aynı yıllarda Marshall planı çerçevesinde Türkiye, ABD tarafından ekonomik olarak desteklendi. Buradan çıkan en önemli sonuç Ortadoğu’ya giriş için kilit rol olan Türkiye’nin kuşatılması gerektiğidir.

TÜRKİYE NATO’YA KATILIYOR, KUŞATMA YAYILIYOR

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, SSCB’nin 29 Ağustos 1949 tarihinde Kazakistan’ın Semipalatinsk şehrinde nükleer bomba denemesini4 başarıyla sonuçlanması ABD açısından hiç de iyi olmadı. SSCB, ABD’nin yanı sıra dünyanın ikinci nükleer gücü hâline geldiğini açıkça ilan etmişti. Bunun sonucunda, ABD’nin üs ve tesislerin önemini arttığı ortaya çıktı. 18 Şubat 1952’de Türkiye’nin NATO’ya katılması üzerine ülke topraklarında NATO’ya ait üs ve tesisler kurulmaya başlamıştır.

Böylece Türkiye ile 23 Haziran 1954 yılında imzalanan “Askerî Kolaylıklar Anlaşması”5 sonrasında Türkiye’de ABD yönetiminde üs ve tesisler kurulmuştur. Tesis ve üs yapımı hızlandırılmıştır.

CIA’nın 1980 tarihli raporunda 40 tane tesis ve üs kurulduğu işlenmiştir. Raporda özellikle Adana-İncirlik Hava Üssü ve İzmir-Çiğli Hava Üssünün en önemlileri olduğu belirtilmiştir. Diyarbakır’a kurulan NATO üssünün SSCB’ni izlemede stratejik önemde görev yaptığı da vurgulanmıştır. Bu sıralarda 1979’da İran İslam Devrimi olmuş, ABD kontrolündeki tüm üsler Humeyni tarafından kapatılmıştır. Bunun üzerine Türkiye’deki üsler daha önemli hale gelmiştir.

ÜSLER KİRLİ PLANLARIN HAZIRLANDIĞI NOKTALARDIR

ABD, Türkiye’de kurduğu üs ve tesislerden başta SSCB olmak üzere çevre ülkelere yönelik dinleme ve izleme faaliyetleri yürütmüştür. İncirlik Üssü ABD’nin kanlı planlarının hazırlandığı, propaganda faaliyetlerini yaptığı bir üs haline gelmiştir. Özellikle İncirlik Üssü ABD tarafından, hem lojistik destek hem de taarruz üssü olarak kullanılmıştır.

Özellikle 1979 senesi ABD için kaygı dolu bir sene olmuştur. İran’da yaşanan İslam Devrimi, ABD üslerinin kapatılmasına da sebep olmuştur. Bu açıdan ABD için Türkiye üsleri bir kat daha fazla öneme sahip hale gelmiştir. Bu üslerde İran,Suriye,Irak gibi stratejik konumdaki ülkeler izlenmiştir. ABD, SSCB’nin bölgedeki faaliyetlerini önlemek için Türkiye ile yeni bir anlaşma yapma gerekliliğini belirtmiştir. Gelişmeler üzerine Türkiye ile ABD arasında 29 Mart 1980 tarihinde Türkiye-Amerika Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma’nın ilk maddesine göre, Türkiye, Sinop (elektromanyetik izleme), Pirinçlik (radar uyarı uzay izleme), İncirlik (hava harekât ve destek), Yamanlar (İzmir), Şahintepe (Gemlik), El- madağ (Ankara), Karataş (Adana), Mahmurdağ (Samsun), Alemdağ (İstanbul) ve Kürecik (Malatya) (muhabere tesisleri), Belbaşı (sismik bilgi toplama) ve Kargaburun (radyo seyrüseferi) üs ve tesislerinde ABD’nin faaliyetlerine izin verilmiştir. Bu anlaşma ABD’nin kirli planlarını da hazırlaması için zemin olmuştur. İncirlik Hava Üssü, Lübnan’da tarihe ‘Kara Eylül’ olarak geçen olayda da kullanılmıştır. Çiğli, İncirlik, Karamürsel, Trabzon ve Samsun’dan yerel radyo yayınları yapılmıştır. Bu ya- yınlarda gündemdeki gelişmeler aktarılmış ve Amerikan kültürünü yaymak amacıyla yayınlar yapılmıştır .

Amerika’nın Türkiye’de sadece askeri üsleri olmamıştır. ABD, 1945’ten bu yana sızma ve kuşatma girişimlerinde farklı plan ve programlar da izlemiştir. Özellikle FETÖ’nün okulları da birer merkez üs olarak kullanılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül saldırılarından sonra İslam dünyasına karşı başlattığı haçlı savaşlarıyla eş zamanlı olarak; Türk-İslam kültür ve medeniyetini bütün dünyaya yayma adına; FETÖ’ye, 150’den fazla ülkede örgütlenme alanı açmıştır. Ülkelerin anahtarı da Türkiye olarak saptanmıştır. Bu açılan okullar da ABD üsleri niteliğinde kullanılmıştır. İstihbarat, Örgütlenme, Psikolojik Savaş ve Propaganda faaliyetleri bu okullarda da yürütülmüştür.

İlgili Haberler

Yeni Yaşında Yeniden Doğdu

Haberci Alanya

Mevlüt Demir, Konaklı ve Soğukpınar Mahallelerinde Vatandaşlarla Buluştu

Haberci Editör

Akşener ve Yavaş Antalya’ya Geliyor

Haberci Editör

Yorum Yap